BIST 100
12.250,68 0,82%
DOLAR
49,3812 0,00%
EURO
55,3400 0,01%
GRAM ALTIN
6.605,28 -0,02%
BITCOIN
83.446,00 0,12%
FAİZ
39,58 0,33%
GÜMÜŞ GRAM
93,93 -0,05%
GBP/TRY
65,5009 0,00%
EUR/USD
1,1199 0,00%
BRENT PETROL
106,25 -0,10%
ÇEYREK ALTIN
10.799,63 -0,02%
Sakarya Hafif Yağmur
Sakarya hava durumu
17 °

17 Ağustos’un 27. Yılında: Ne Değişti?

“Sesimi Duyan Var mı?” diye başlayan hikâyeler, ihmallerle yeniden yazılmasın.

17 AĞUSTOS’UN 27 YILINDA NE DEĞİŞTİ SON

17 AĞUSTOS’UN 27. YILINDA: NE DEĞİŞTİ?

17 Ağustos 1999 Depreminin 27. Yılı

Alınmayan Tedbirler, Yeni Bir Felaketin Habercisidir!

Depremler Değil, İhmal Öldürüyor!

Boşa Geçen 27 Yıl!

Hep söyledik, bugün yine söylemek mecburiyetindeyim. “Bizim kentsel dönüşüme değil, zihniyet dönüşümüne ihtiyacımız var.” Dilimize pelesenk oldu.

Söylemedi demeyin. Eğer zihnimizde bu kentsel dönüşümü bir an önce gerçekleştiremezsek, hiç şüpheniz olmasın, doğa bu dönüşümü kendiliğinden gerçekleştirecektir.

23 Nisan Depremi Bir Uyarıydı

23 Nisan 2025 tarihinde, merkez üssü İstanbul’un Silivri ilçesi açıklarında 6,1 büyüklüğünde meydana gelen deprem çok centilmen bir uyarı yaptı.

İlimizde de alüvyon zeminlerde ciddi hissedildi. Korkulara sebep oldu. Yetkililer yine dikkate almadı. Umarım 17 Ağustos 1999 depreminin 27. yılında dikkate alırlar.

Sanıyorlar ki başkalarının canları ve malları risk altında.

Risk bu bölgede. Sakarya, Düzce, Kocaeli ve İstanbul’da, Marmara Bölgesi’nde kendi canlarımız ve mallarımız tehdit altındadır.

Tüm yetkililerimize ve basınımızın değerli mensuplarına yazılı ve görsel olarak bilimsel verileri raporladık, sunduk, yüz yüze aktardık.

Bizler üzerimize düşeni eksiksiz ve zamanında yaptık. Bugün de yine yapıyoruz. Bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz.

Herkes kendi üzerine düşeni yapmalı, taşın altına elini koymalı. Yoksa başaramayız. Birlikte başarmalıyız.

Riskli Yapılarda Önceliklendirme Şart

Bugün gerçeği konuşmamız ve toplumu doğru bilgilendirmemiz gerek.

Riskli binaların tamamını kısa zamanda dönüştüremeyiz, yapamayız. Bu çok uzun soluklu bir plan.

Çünkü finans kaynaklarımız sınırlı. Yüksek ve çok yüksek riskli olanlardan başlamamız gerek.

Sokak taraması ile yapılan hasar tespitleri ve risk değerlendirmeleri kesin değil. Detaylı incelenince risksiz çıkabiliyor.

Sadece Tığcılar Mahallesi ve etapları düşünülmemeli. Bu şehrin bütün mahalleleri, ilçeleri bütüncül olarak gözden geçirilmeli ve ivedilikle eyleme geçilmelidir.

Özellikle de ZE ve ZF zemin sınıflarının olduğu, alüvyon tabakalardan oluşan zemin ve yapı etkileşimli, çözümlemelerin yapılmadığı bölgeler önceliklendirilmelidir.

Güçlendirme Bilimsel Bir Alternatif

Neyi dönüştüreceğimizi bilmeden dönüşüm gerçekleşemez.

Kamuoyu bu konuda bilgilendirilmeli. Güçlendirmenin alternatif ve bilimsel bir yöntem olduğu topluma örnekleri ile anlatılmalıdır.

Bugün, değerli yerlerde, rant amaçlı boşuna yıkılan binalarımız var. Örnekleri saymakla bitmez.

Bugün güçlendirme yapılarak ülke ekonomisine, yenisine oranla 10 kat daha ekonomik maliyet ile katılabilecek birçok yapımız var.

Kamu yararı güdülmeli, toplum düşünülmeli, milli servet heba edilmemelidir.

Öncelik ise insanların can ve mal güvenliği olmalı. Daha fazla geç kalınmadan ivedilikle eyleme geçilmelidir.

Güçlendirme iyi düşünülmesi gereken, ekonomik, daha uygun maliyetli bir risk azaltma yöntemidir.

Bina büyüdükçe güçlendirme maliyeti azalır. Bu da elimizdeki bilimsel verilerden biri olarak dikkate alınmalıdır.

Güçlendirme maliyeti, yapı maliyetinin %40’ını aşmadığı sürece, bilimsel, gözlemsel, deneysel olarak güçlendirmenin uygun olduğunu rahatlıkla söyleriz.

Aksi durumda ise yapı yıkılabilir ve kentsel dönüşüm imkanlarından yararlanılabilir, rahatlıkla diyebiliriz.

Türkiye’nin Güçlendirme Birikimi

Türkiye’de güçlendirme konusundaki “Know-How”, dünya standartlarının çok üstünde olmasına rağmen, Türkiye’de yerin dibine sokulmaktadır.

Yanlış buradan başlıyor...

Tüm dünyada kongre, sempozyum ve seminer gibi etkinliklere, bilimsel güçlendirme konusunda Türkiye’den “Key of Speaker” konuşmacıları çağırılırken, dönemin bakanları, valileri, belediye başkanları “Ben güçlendirmeye inanmıyorum.” demişlerdir.

Şimdi ben kendi işime döneyim. Siyasetçi değilim ben. İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şube Başkanı olarak, teknik insan olarak sizleri, kamuoyunu doğru bilgilendireyim.

1967 Depreminden 1999’a Güçlendirme Örneği

“1967 ADAPAZARI DEPREMİ” güçlendirme çalışmalarının başlangıcı olmuştur.

“Eski Sakarya Valilik Binası” bunun en çarpıcı örneğidir.

1967 yılında hasar almıştır. Ardından yapısal olarak güçlendirilmiştir ve 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’ni de göçmeden atlatmıştır.

Yapısal güçlendirmenin de afet riskini azaltan bilimsel bir yöntem olduğunu yaşanılmış bir gerçekle kanıtlamıştır.

Esas ve doğru olan, en kısa zamanda bu yanlıştan dönülmeli.

Kısa vadeli programda güçlendirmenin önü mutlaka açılmalı. Yapı denetim, finans ve kredi problemleri mutlaka acilen çözülmelidir...

Bir Sonraki Depreme Hazır Olmalıyız

Bizim ülkemiz, şehrimiz zaten sarsma tablosu gibi sürekli tekerrür eden depremlerle karşılaşıyor. 1943, 1967, 1999 depremleri gibi.

Bu nedenle;

Bir sonraki deprem altında kalmamak adına, birlikte hareket etmek zorundayız.

Biz itiraz etmiyoruz ki, gerçekleri toplum ile paylaşıyoruz.

Paramız varsa hepsini yıkalım, yeniden yapalım. Ama böyle bir bütçemiz de yok, zamanımız da yok...

Çünkü kentsel dönüşüm kısa vadeli bir çözüm değil. Uzun soluklu, yıllar boyu sürecek, planlanması ve bütçesi ayrılması gereken bir programdır.

Sakarya’daki Tığcılar Mahallesi de bu nedenle 3 etaba bölündü.

İvedilikle tamamlanıp, yeni mahallelere de, ilçelere de geçilmesi, bütüncül düşünüp planlanması önem arz etmektedir.

Geçmişten Ders Çıkarmalıyız

Gerçekten problemi çözmek, denetlemek istiyor muyuz?

Bu konuda geçmiş sicilimiz maalesef iyi değil, hatta çok kötü.

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi, 12 Kasım 1999 Düzce Depremi, Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremleri ve Kartalkaya Oteli Yangın Afeti örnekleri vb. saymakla bitmiyor.

İmar barışları ile yapılarımıza devlet garantisi veriliyor. Lakin resimler, videolar, yaşananlar bunun doğru olmadığını gösteriyor.

Bizlere kanıtlıyor, bilim ve teknik kurallarına uymuyorsunuz diyor.

Artık meseleyi, problemleri de biliyoruz. Sonuçlarının da can ve mal kaybı olarak topluma mal olduğunu biliyoruz.

Bu bir gerçek ve büyük bir problem.

Bunun sürdürülemez olduğunun bilinmesini ve toplumun bir an önce uykudan uyanmasını isterim.

Özellikle medyanın da bilinçli yönlendirmesinin şart olduğunu dile getirmek isterim.

Semih UÇAR

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası
Sakarya Şube Başkanı

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.